2 Temmuz 2010 Cuma

DİKKAT! ÇAY SERAMONİSİ

Japonya'ya gelmişken çay seramonisine katılmamak olmaz diyerek bambulu yolumuza çıktık ve hayatımıza yepyeni bir deneyim daha kattık bugün..Aylardır katılacağımızı bildiğimiz ve merakla beklediğimiz seramoni için okulumuzun bahçesinde bulunan çay evine doğru 10 kişilik daimi gurbumuzla ilerlerken bizi neler beklediğini düşünmek çok eğlenceliydi.

Önceki gün Sinem hocamızdan aldığımız talimatlarla ( uzun pantolonlarımız, toplu saçlarımız, takılarımızla vedalaşmamız gibi) hazırlanmış ve işin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu anlamıştık. Ellerimizde beyaz çoraplarla tek sıra halinde çay evinde bizi karşılayan 'baş misafir' i görünce ne kadar haklı olduğumuzu anladık. Öcelikle iki japon arkadaşımız üzerinde örneklendirerek talimatları verildi .artık sıra bizdeydi. kim başlıycak diye birbirine bakan gözlerin içinden Gökçe'yi seçtik ve birbir içeriye girmeye başladık. Ancak eğilerek girebilceğimiz boyutta bir kapıdan önce kafamız sonra bedenimiz girecekti. İçeriye her gireni büyük bir dikkatle izlemekteydik. Özellikle sinem hocanın girişi izlenmeye değerdi. İnsanın boyunun uzun olması da zor bir şeymiş:)
Garip bir sürüklenme yöntemiyle artık içerdeydik.3 kere çaya, 5 kere süslere derken tüm selamlarımızı verdik ve yerlerimize geçtik. Tabi bu sırada murat hoca elindeki makineyle hepimizi büyük bir keyifle ölümsüz karelerin içine alıyordu. iyi ki murat hoca var :)

4.5 tatamilik bir çay evinde 1 ev sahibi, 1 baş misafir, 11 misafirle seramoni başladığında herkes iki dizinin üstünde usulünce oturmaktaydı. Bu durum 5 dakika ya sürdü ya sürmedi hepimiz tek tek uyuşan bacaklarımızı kurtarmak için sağa, sola eğilip büküldük..zor işmiş gerçekten..evet artık ev sahibi geldi çayın başına geçti vakit çay içmek tatlı yemek vaktidir derken bütün hazırlığın baş misafir için olduğunu öğrenmek özellikle aç olanlar için çok üzücü oldu :)

Hepsinin ötesinde çay seramonisi başlı başına bir kültür. Ev sahibinin hizmetteki samimiyeti, bu mekana gösterilen özen ve bu olayın elemanlarına duyuluna saygı düşündürücüydü. Kaseyi tutuştan, çayın doldurulmasına, misafirlerine göre duvara asılan yazılardan, özel olarak seçilen çiçeklere kadar aslında verilen önemin büyüklüğü açıktı. Baş misafir bunların yanında anlattıklarıyla da bizi bilgilendirdi. Gerçi bir ara sorduğu sorularla biz türk çayını öğretmeye mi geldik japonların seramonisini öğrenmeye mi anlayamasam da baş misafirin hevesle anlatımı takdir edilesiydi. Zaten çok kesin bir gerçek var ki bir japon her şeyi yavaş ve kuralına uygun yapar, ciddi yapar, kültürünü anlatmak onun için önemlidir.

Artık seramoni bitip çay evinden ayrılırken düşündüğüm şey evet çok değişik bir tecrübeydi iyi ki gördüm ama demeden geçemediğim bişiy var ki, biz türküz, siyah çayımızı ocağımıza koyar demler demler doya doya ayağımızı uzatır içeriz :)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder